Bireysel Başvuru

Bireysel Başvuru

BİREYSEL BAŞVURU NEDİR?

                        12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylaması ile 1982 Anayasası’nın yargıya ilişkin hükümlerinde değişiklik içeren 5982 sayılı kanun ile yeni bir hak arama yolu olan Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı kabul edilmiştir.

                        Bireysel başvuru mevzuat olarak 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45 ile 51’inci maddeleri arasında ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 59 ile 84’üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir.

                        Bireysel Başvuru, anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklerin, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve buna ek olarak Türkiye’nin taraf olduğu Protokoller kapsamında  yer alan temel hak ve özgürlüklerin kamu gücünün işlem eylem ya da ihmali sebebiyle ihlal edilmesi halinde bireylerin mevcut başvuru yollarını tükettikten sonra başvurabilecekleri bir hak arama yoludur.

       BİREYSEL BAŞVURUYA KONU EDİLEBİLECEK İŞLEMLER VE TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

6216 sayılı Kanun’un 45. Maddesi gereğince herkes Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi bir temel hak ve özgürlüğün kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

 Aşağıda İHAS ve Türkiye’nin taraf olduğu ve olmadığı ek protokollerde yer alan temel hak ve özgürlüklerin listesi, Anayasa ile karşılaştırmalı olarak verilmiştir.

İHAS ve Türkiye’nin Taraf Olduğu Protokoller                             Anayasa
1Yaşam hakkı (m.2)   m.15/2; 17/1; 38/9
2İşkence ve kötü muamele yasağı (m.3)   m.17
3Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı (m.4)   m.18
4 Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı (m.5)   m.19
5Adil yargılanma hakkı (m.6)   m.36; 38; 138-142
6 Suç ve cezaların kanuniliği (m.7)   m.15/2; 38/1
7Özel yaşama, aile yaşamına, konut ve haberleşme özgürlüğüne saygı (m.8)   m.20; 21; 22; 26/2
8 Düşünce, ifade, din ve vicdan özgürlüğü (m.9-10)   m.15/2; 24; 26;       10;           27-31; 32; 133
9Örgütlenme ve toplantı özgürlüğü (m.11)   m.33, 34, 51, 53,        54,       68, 69
10Evlenme ve aile kurma hakkı (m.12)   m.41
11Etkili başvuru hakkı (m.13)   m.36-40
12Ayrımcılık yasağı (m.14)    m.10
13Mülkiyet hakkı (1.Ek Protokol m.1)   m.35; 46-47
14Eğitim ve öğrenim hakkı (1.Ek Protokol m.2)    m.42
15Serbest seçim hakkı (1.Ek Protokol m.3)    m.67; 75-79; 101      102,104

İHAS’de Yer Almayan ve Türkiye’nin Taraf Olmadığı 4, 7 ve 12 Nolu Protokollerde Yer Alan Haklar                            Anayasa
1 Sözleşmeden doğan bir yükümlülük nedeniyle kişi özgürlüğünden yoksun bırakmama (4.Protokol, m.1)              m.38/8
2Seyahat ve yerleşme özgürlüğü (4.Protokol, m.2)              m.23
3Vatandaşların sınır dışı edilememesi ve ülkeye girişlerinin engellenememesi (4.Protokol, m.3)             m.23/6
4Eşler arasında eşitlik (7.Protokol, m.5)             m.41/1
5Yabancıların toplu sınır dışı edilme yasağı (4.Protokol, m.4)           m.16
6 Bir suçtan hüküm giyen kişinin üst mahkemeye başvurma hakkı (7.Protokol, m.2)         m.36/1 ve 40/1
7 Haksız hüküm giyen kişiye tazminat hakkı (7.Protokol, m.3)            m.40/3
8Aynı suçtan iki defa yargılanamama ve cezalandırılamama (7.Protokol, m.4)          m.36/1 ve 38

Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.

Bunun dışında 23 Eylül 2012 tarihinden önce kesinleşen kararların Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi mümkün değildir. Aksi halde dilekçeler zaman yönünden yetkisizlik nedeniyle reddedilecektir.

BAŞVURU ŞARTLARI

1-  İhlal edildiği iddia edilen hakkın doğrudan, güncel ve kişisel nitelik taşıması gerekir.

Başvurucunun kamu gücü kullanılmak suretiyle kişisel ve güncel bir hakkının ihlal edildiğinin ve bu ihlal nedeniyle meydana gelen mağduriyetin başvuru yapıldığı sırada  da devam ettiğinin, bu ihlal nedeniyle mağdur olunduğunun ve mağdur statüsünün bulunduğunun ihlalin giderilmemesi nedeniyle hakkının zedelendiğinin gerekçeleriyle açıklanması gerekir.

Kişisellik şartı gereğince etkilendiği iddia edilen hakkın gerçek ya da tüzel kişinin kendi hakkı olması gerekir. Dolayısıyla başvurucu ancak kendisine ait bir hakkın ihlali gerekçesiyle başvuruda bulunabilir.

Doğrudan ilgili olma şartı, etkilenen hakkın başka bir işlem ya da eylemle değil, doğrudan başvuruya konu olan işlem ya da eylemle ihlal edilmesi koşuludur. Bu koşul gereğince, bir normun kişiyi etkilemesi için başka bir işlemin yapılması gerekiyorsa, ancak bu işlem bireysel başvurunun konusu yapılabilir, işlemin dayanağı olan norm, kişinin hakkını doğrudan etkilemediği için bireysel başvurunun konusu olamaz.

Güncellik şartı, temel hak ihlaline neden olan yasa, işlem veya eylemin başvurunun yapıldığı anda mevcut olmasını ifade etmektedir.  Güncellik koşulu, yargı kararları ve idari kararlardan ziyade, yasalara karşı yapılan bireysel başvurularda önem kazanmaktadır. Buna göre, bir yasa en erken resmi gazetede yayımlanması anından itibaren güncel bir hak ihlaline sebep olabilir. Uygulamada güncel bir temel hak ihlalinin olup olmadığı her olayda yeniden ele alınmakta ve yasanın başvurunun yapıldığı sırada kişilerin temel haklarını ihlal edip etmediği değerlendirilmektedir.

Doğrudan ilgili olma, kişisellik ve güncellik şartı 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.” denilerek ifade edilmiştir.

2- Kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir.

Bireysel başvuruda bulunulabilmesi için kural olarak işlemle ilgili kanun yollarına başvurulmuş olması gerekmektedir. Bu başvurunun, işlemin niteliğine göre ilgili kuruma, idareye ya da mahkemeye yapılması gerekir. Temel hakkı ihlal edilen kişinin, hakkı ihlal eden işleme karşı kanun yollarını kasten ya da kendi hatası nedeniyle kullanmadan yapacağı başvuru reddedilecektir.

Kanun yollarının tüketilmesi koşulu 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir. Maddede “İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.” ifadesine yer verilmiştir.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sürecinde karşılaşılan eksikliklere ve yapılan hatalara ilişkin Anayasa Mahkemesinin yayınladığı yazıda verilen örnekte bir yargı kararına karşı başvuru yapması halinde, başvurucuların öncelikle hakkında tesis edilen işlemin tarih ve sayısı ile işlemi tesis eden makamı belirtmesi, daha sonra bu işleme karşı dava açılan ilk derece mahkemesinin adını, verilen kararın tarihi ile esas ve karar numarasını, son olarak da bu karara karşı temyiz veya itiraz yolu öngörülmüşse bu aşamalarda karar veren mahkemenin adını, karar tarihi ile kararın esas ve karar numarasını formun ilgili alanına tam ve eksiksiz olarak yazması gerektiği belirtilmiştir.

3- Başvuru hukuki açıdan önem taşımalıdır.

Usul hukukunun genel ilkeleri gereğince, bireysel başvuruda bulunabilmek için şikâyet hakkının varlığı tek başına yeterli olmamakta, başvurunun hukuki açıdan önem taşıması gerekmektedir.

BAŞVURU SONUCUNDA MAHKEME HANGİ KARARLARI VEREBİLİR?

Başvuru evraklarında herhangi bir eksiklik yoksa Mahkeme iki türlü karar verebilir;

A-
KABUL EDİLEMEZLİK

Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça hukuki dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir. Kabul edilemezlik kararları kesindirve ilgililere tebliğ edilir.

B-KABUL EDİLEBİLİRLİK

Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır.Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 6216 sayılı kanunun 45 ila 47 nci maddelerinde öngörülen şartların taşınması gerekir. Kabul edilebilirliğine karar verilen bireysel başvuruların esas incelemesi bölümler tarafından yapılır.Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde, başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilir. Adalet Bakanlığı gerekli gördüğü hâllerde görüşünü yazılı olarak Mahkemeye bildirir. Komisyonlar ve bölümler bireysel başvuruları incelerken bir temel hakkın ihlal edilip edilmediğine yönelik her türlü araştırma ve incelemeyi yapabilir. Başvuruyla ilgili gerekli görülen bilgi, belge ve deliller ilgililerden istenir.
Mahkeme, incelemesini dosya üzerinden yapmakla birlikte, gerekli görürse duruşma yapılmasına da karar verebilir. Bölümler, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar.Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

ESAS İNCELEMESİ NETİCESİNDE VERİLEBİLECEK KARARLAR

1-Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.

2-Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.

3-Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir.

4-Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.

5-Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir.

error: İçerik Korumalıdır.